Yoga mı?
Yaşamın farklı alışkanlıklarıyla yeni tanışan insanlar, ilk önce bu alışkanlıkların
“Neden?” ve “Nasıl? “ sorularının cevaplarıyla ilgili düşünür. Hep kendine sorduğu “Buna
ihtiyaç duydum mu?” sorusu gelir ardından. Bir de alışkanlıklar sonucunda yaşamında
oluşacak değişimlerden korkuyla sorduğu sorular gelir zihnine. Oysa sorular da kolaydır,
alışkanlıklarda ve hatta cevaplarda.. Sadece soruları doğru sorduğunu anladığında
cevapların da ne kadar rahat geldiğini deneyimler insan…
Yıllarca öğretilen, benimsetilen hatta zihnine yerleştirilen bilgiler ışığında gelişen
alışkanlıklardan kurtulmak için,önce “görmesi” gerektiğini ,eğer erken farkederse insan, ne
ala. Görebildiği zaman kendini, eğer sadece görebilirse -yargılamadan- o zaman değişimin
gerekliliğinin de ayrımına varır. Önce korkar değişimden, kaçar. Sonra korkmanın
sonuçlarının da eski alışkanlıklarının sonucu olduğunu farketmeye başlar ve değişime bir
adım atar.
Atılan ilk adım yürünecek yolun başlangıcının görünmesini sağlar. Yolu gördükçe
daha büyük adımlar takip eder öncekileri. Ardından daha büyük, daha büyük, daha büyük
ve hızlı…
Birbiri ardına gelen adımlar yolda daha hızlı ilerlemeni hatta koşmanı sağlar. Evet
artık o yolda koşarak ulaşacağın bir yer vardır. O kadar kararlı ve sağlam adımlarla ilerlersin
ki; ne kadar dik yokuş ve ne kadar zorlu koşullar olursa olsun hiç durmazsın. Tek amacın
yolun sonuna ulaşmaktır artık. Bu esnada yeni yol arkadaşların olur. Hepsi değil ama bir
kısmını kendine yakın hissedersin çünkü onlarda senin gibidir. Hiçbir söylenen cümleyle
ilgilenmezsin hatta duymazsın bile. Etrafında olup bitenler uzaktır artık sana. Yolun
kenarındaki ağaçları bile görmezsin. Kocaman yüz yıllık ağaçları, rengarenk çiçekleri, yeşilin
tonlarının belkide hepsinin bir araya geldiği yamaçları, dallardaki rengarenk kuşları
görmezsin, duymazsın. Varsa yoksa yolun sonuna ulaşmaktır artık tek alışkanlığın. Oysa
kocaman bir ormanın ortasında koşuyorsundur. Bazen hafif yavaşlar sonra tekrar
hızlanırsın.Hızlandıkça hızlanırsın. Her adımda biraz daha uzaklaşırsın ormanın büyülü
güzelliğinden.
Ve bir an gelir düşersin… Durduğun, düştüğün yerde etrafına baktığında ormanın
büyüsünün bir anda tüm benliğini sardığını hissedersin. Zihnindeki -varman gereken- değildir
seni böyle iyi hissettiren. Kalbinle gördüğün orman farklı bir gerçeklik verir sana.
Kucaklamanın ve kucaklanmanın ne demek olduğunu anlar, tüm renkleri görür, tüm kokuları
içine çeker, tüm sesleri duymaya başlarsın. Artık orada olmak, ormanla bir olmak, ulaşılacak
bir yer olmadığını anlatır sana..
İşte o an doğru soruları sormaya başladığın andır. İşte o an cevaplar da kendiliğinden
önüne seriliverir. İşte o an korkmazsın hiçbir şeyden…
İşte o an “yoga” dır.
Okan BAKOĞLU(09.10.2025)
